|
Yine bir Avni ağabey hikâyesi…
2012 yılında Türk sporunun sorunlarını ve bu
sorunlara yönelik çözüm önerilerini belirlemek amacıyla Ankara
ve Bursa’da olmak üzere iki çalıştay düzenleme kararı almıştık.
Önce Ankara’daki çalıştayı gerçekleştirmiş, yaklaşık bir hafta
sonra da ikinci çalıştay için Bursa’ya geçmiştik.
Aslında 2011 yılının eylül ayında Spor Genel
Müdürü olur olmaz, daha önce katılımcısı olduğum 1999 ve 2008
Spor Şûralarının sonuç bildirgelerini istemiştim. Her iki
şûranın sonuçlarının büyük ölçüde birbirine benzediğini zaten
biliyordum. İncelediğimde, sonuç bildirgelerinde yer alan pek
çok başlığın hâlâ uygulamaya geçirilmediğini gördüm.
Bunun üzerine, daha küçük ölçekte ve doğrudan
sahadaki insanların görüşlerini alabileceğimiz bir çalışma
yapmaya karar vermiştik.
Çalıştayın yapılacağı otelde, bir gün önce akşam
saatlerinde katılımcılar ve Bursa’dan gelen, uzun yıllardır
tanıdığımız ASKF yöneticileriyle sohbet ediyorduk. O sıralarda
Bursa’da bulunan Avni ağabey de otele uğrayıp sohbete dâhil
olmuştu.
Bir ara, hiç beklemediğimiz bir anda:
“Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürümüz kim?”
diye sordu.
Ben de o anda yanımızda bulunan bir il
temsilcisini, şaka yollu, Bursa Gençlik ve Spor İl Müdürü olarak
takdim ettim.
Avni ağabey, arkadaşımızı baştan aşağı şöyle bir
süzdü. Kılığına, kıyafetine baktı ve:
“Pek olmamış ama atamışsınız artık…”
der gibi bir ifadeyle konuyu kabullendi.
Ardından gerçek il müdürü arkadaşımızı da vali
yardımcısı olarak tanıttık.
Ve gece boyunca Avni ağabey, “Sayın Valim,
Sayın Valim…” diye başlayan cümlelerle kendince son derece
ciddi ve derin bir sohbete koyuldu.
Vakit ilerleyince ben istirahate çekilmek üzere
asansöre yöneldim. Sözde vali yardımcısı, yani gerçek il
müdürümüz de beni asansöre kadar uğurladı.
Fakat bu küçük ayrıntı, Avni ağabeyin gözünden
kaçmamış! Sabah toplantı öncesinde kahvaltıya indiğimde, gecenin
bütün foyasının ortaya çıktığını öğrendim.
Meğer ben asansöre bindikten sonra Avni ağabey,
il müdürünün yanına gidip:
“Adamım, gel bakalım! Nerede görülmüş vali
yardımcısının genel müdürü kapıya kadar uğurladığı?”
demiş.
Avni ağabey, il müdürü ile il temsilcisinin kim
olduğunu, asansör meselesinden yola çıkarak çözmüş ve gerçeği
anlamıştı.
Artık yapacak bir şey yoktu. Gerçek ortaya
çıkmıştı.
Üstelik Bursa çalıştayımızın açılışına spordan
sorumlu vali yardımcısı da katılacaktı. Bu kez roller
değişmişti.
Gece yaptığımız görev dağılımı doğrultusunda,
gerçek il müdürümüz bu defa vali yardımcısının yanında, Avni
ağabeyin kendisine gece boyunca yaptığı “Sayın Valim”
hitabının benzeri bir durumla karşı karşıya kalma tehdidi
altındaydı.
Bunu kimin yaptığını tahmin edebileceğinizi
düşünüyorum.
Neyse ki bütün bu tatlı karmaşaya rağmen Bursa
çalıştayımızı başarıyla gerçekleştirdik.
Belki de o gün gerçekleştirdiğimiz çalışmalar,
Türk sporunda sonraki yıllarda atılacak önemli adımların
kilometre taşlarından biri oldu. 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda
elde edilen madalya rekoruna uzanan süreçte, biz de o yolun
taşlarından birini döşemiş olmanın sorumluluğunu ve haklı
gururunu yaşadık.
Ve geriye, yıllar sonra bile anlatıldığında
yüzlerde tebessüm bırakan güzel bir rahmetli Avni ağabey
hikâyesi kaldı. |