|
Uzun yıllar önceydi.
Trabzon Havalimanı VIP bölümünde Ankara uçağını
bekliyoruz.
Kalkış saatine göre artık uçağa geçmemiz
gerekirken hâlâ beklemeye devam edince bir anormallik olduğunu
hissettim. Bankoya gidip görevlilere neden uçağa alınmadığımızı
sorduğumda,
“Ordu’dan bir yolcu bekliyoruz. O geldikten sonra
VIP yolcularını birlikte bindireceğiz.”
cevabını aldım.
Hemen itiraz ettim:
“Hayır kardeşim, bizi hemen uçağa alın. Biz de
diğer yolcularla birlikte uçakta bekleyelim. Eğer beklenecek
biri varsa hep birlikte bekleriz.”
Fazla uzatmadan kapıya doğru yöneldim. Kısa süre
sonra servis aracıyla uçağa götürüldük ve yerlerimize oturduk.
Daha uçağa adım attığımız anda bakışlardan bir
rahatsızlık olduğunu hissettim. Ama talebimde ne kadar haklı
olduğumu, aradan çok fazla zaman geçmemesine rağmen yolcuların
sabırsızlanmaya başladığını görünce daha iyi anladım.
10 dakika… 20 dakika… 30 dakika… Beklemeye devam
ediyoruz.
Karadeniz insanının zaten pek de uzun olmayan
sabrı artık iyice zorlanmaya başlamış olmalı ki önce hosteslere,
ardından pilot kabininin kapısına gidilerek itirazlar yükselmeye
başladı. Gerilim artıyor, sesler yükseliyordu.
Geçen yılların üzerinden zaman geçtiği için tam
olarak hatırlamıyorum ama belki de bir saate yakın bir süre
geçmişti. Derken servis aracının merdivenlere yanaştığını
gördük.
Beklenen yolcu, yanında iki kişiyle birlikte
uçağın merdivenlerine doğru ilerliyordu.
İçeri girip yanıma oturduğu anda uçakta bir alkış
koptu…
Ama öyle böyle bir alkış değil! Evet, bu açıkça
bir protestoydu.
Fakat hiç beklemediğim bir şey oldu. Alkışların
muhatabı, kendisinin gerçekten alkışlandığını düşünmüş olmalı ki
ayağa kalkıp geriye döndü ve uçağı selamladı. İşte o anda
alkışların yerini bağrış çağrış aldı. Durum artık iyice
yakışıksız bir hâl almıştı.
Tam o sırada:
“Mehmet, iniyoruz!” diye bir talimat
geldi.
Ben de gayriihtiyari, “Bana mı söylüyor?” diye
düşündüm.
Yanındaki yolculardan birisinin adı Mehmet olmalı
ki birlikte ayağa kalkıp kapıya doğru yöneldiklerinde, bütün bu
gerginliğin ortasında kendi kendime gülme ihtiyacı hissettim.
Uçağa son gelen yolcular indikten sonra kapılar
kapandı. Uçak piste doğru hareket etti ve nihayet yolculuğumuz
başladı.
Şimdi “Kimdi bu yolcu?” diye sorduğunuzu
duyar gibiyim.
Sadece şunu söyleyeyim: O günlerde çok üst düzey
bir görevde olan birisiydi.
Kim olduğunu yazmayacağım.
“Ee, kim olduğunu yazmayacaktın da niye bizimle
paylaştın?”
derseniz… Ne bileyim!
Son günlerde medyada “TAKLACI” filan
gündemi epey meşgul eden bir konu olunca, ben de geçmişten bir
anıyı paylaşma ihtiyacı hissettim… Hepsi bu! Gerisini siz
anlayın artık…! |