|
Hızlı tren ile Konya’ya geleceğim. Hareket vakti
daralmış bir şekilde garın VIP bölümüne giriş yaptık. Her zaman
olduğu gibi yanımızda görevli ile birlikte asansöre binip üst
kata çıkarak şifreli kapının önüne geldik. Bilenler bilir,
Ankara Yüksek Hızlı Tren Garı’nda bir ve iki nolu peronlar
vardır ve Konya treni genelde bir nolu perondan hareket eder.
Görevli, kartı ile bir nolu peronun kapısını açıp bizi buyur
etti ve kendisi kapanan kapının ardında kaldı.
Yürüyen merdivenin basamakları birer ikişer
atlayarak tren katına indim ve doğrudan bir nolu kompartımana
girerek koltuk numaramı ararken, anında ters giden bir şeyler
olduğunu hissetmeye başladım. 2011 yılı Eylül ayında Spor Genel
Müdürü olduğum gün sayın Cumhurbaşkanımızın Konya’ya gelerek
yaptığı açılış töreni ile Konya–Ankara seferlerine başlayan ve
git gel Konya 6 saat deyimini git gel Konya dört saat olarak
değiştiren hızlı trenin yolcu profili, gerek göz aşinalığı
gerekse doğuştan Konyalılığımız sayesinde hafızamda yer
etmişken, kompartımanda bulunan yolcular hiç de Konya
yolcularına benzemiyordu. Üstelik genelde dolu olan koltuklarda
yarı yarıya boşluk vardı.
Kendi kendime “Bu Konya treni olamaz.”
deyip gözlerim soracak münasip birilerini ararken, genç bir
arkadaşın daha trene bindiğini gördüm ve benimle aynı duyguları
yaşayarak etrafa bakındığını hissettim. Bu arada hareket saatine
on dakikamız kalmıştı.
Hemen ona sordum:
— Arkadaş, bu Konya treni değil mi?
Kapıya yanaşmıştık. Aşağı inerken hareket
tablosuna bakarak…
— Eyvah dedi, bu Sivas treni olmalı! Siz de mi
yanlış bindiniz?
— Evet, ben Konya’ya gideceğim ve görevli arkadaş
bunu bildiği hâlde bizi yanlış yönlendirmiş olmalı,
dedim.
Görevli, beni o gün Konya treninin hareket
edeceği ikinci peron yerine Ankara–Sivas treninin olduğu birinci
perona getirmişti.
Bu arada biraz önce iniş için kullandığımız
yürüyen merdivenlerden (merdivenler yürümesine rağmen) o önde,
ben arkada birer ikişer basamakları atlayarak yukarı doğru
tırmanmaya başlamıştık bile...
— Hızlı gidelim, daha VIP’e gidip ikinci peronun
kapısını açtıracağız, treni kaçırmayalım,
diye seslendim.
Cevap beni çok rahatlatmıştı ama tam fıkralıktı…
— Ağabey, kaçırmayız merak etme, Konya treninin
makinistlerinden birisi benim.
Sizin anlayacağınız, makinistimiz de yanlış trene
binmişti. |